Hakan Fidan Suriye'nin Bütünlüğü Bizim İçin Önemli
Davos'ta gerçekleştirilen Barış Kurulu imza töreni sonrasında açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 'Kürtlerin, Alevilerin, Yezidilerin, Türkmenler başta olmak üzere bütün etnisitelerin, inançların hakları korunmalı. Herkes kendi kimliğiyle gurur duymalı ama Suriye vatandaşlığı altında da birleşmeli ve Suriye'ye gereken bütün katkıyı vermeli. Bu, bölgemiz için de bir barış unsurudur.' dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Davos'ta gerçekleştirilen Barış Kurulu imza töreni ertesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Fidan, şöyle konuştu:
'Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız özellikle Gazze'de olan katliamın ve soykırımın durdurulması için gerçekten var olan gücüyle çalışıyor. Aslında Barış Kurulu, birçok ülkenin bir araya gelerek farklı görüşlerini gerçekten uyumlaştırmaya çalıştığı bir yer. Bu uyumlaştırma kolay bir iş değil. Çok ciddi bir diplomatik müzakereyi ve mücadeleyi beraberinde getiriyor. Şimdi alanda olan kavganın biz artık müzakere masasına taşındığına şahit oluyoruz. Burada tabii Barış Kurulu'yla beraber atılması gereken çok fazla adım var. Bugün, az önce ilk dar toplantımızı da yaptık. Burada, ne türden özellikle insani yardımların girmesi için adımlar atılması gerekiyor? Çalışmaya başlayan Filistinlilerden müteşekkil komitenin de ne türden ilk icraatları hayata geçirmesi gerekiyor? Bunları şu anda masaya yatırdık. Bunlar oldukça tabii somut konular; hayata geçtikçe gerek insani yardımlar konusunda, gerek diğer hususlarda Barış Kurulu'nun ben daha kıymetli bir hl alacağını düşünüyorum.'
'Suriye'nin bütünlüğü bizim için önemli'
Suriye'de yaşanan olayların da değerlendiren Fidan, şunları söyledi:
'Suriye'de olan gelişmeler, esas itibarıyla bildiğiniz gibi sürekli belirli aralıklarla altını çizdiğimiz bazı gerçekler, hususlar vardı. Biz her zaman için yapıcı rol oynamaya çalıştık ve yine çalışacağız. Suriye'nin bütünlüğü bizim için önemli. Suriyeliler için başta önemli, bölge için önemli. Çünkü son 14 yılını bir iç savaşla geçirmiş, parçalanmayla geçirmiş. Etrafındaki ülkelere terör ve mülteci ihraç eden bir ülkeden, şu anda bütünlüğe evrilen, mültecileri geri alan ve terörü durduran bir Suriye'ye evrilmek gerçekten bölgemiz için mucize niteliğinde bir husus. Şimdi bunun devam etmesi, hayata geçmesi önemli. Tabii bunu hayata geçirirken ülkenin birliği ve bütünlüğü bozulmamalı ve yeni bir kavgaya da yol açmamalı. Yani özellikle Kürtlerin, Alevilerin, Yezidilerin, Türkmenler başta olmak üzere bütün etnisitelerin, inançların hakları korunmalı. Herkes kendi kimliğiyle gurur duymalı ama Suriye vatandaşlığı altında da birleşmeli ve Suriye'ye gereken bütün katkıyı vermeli. Bu, bölgemiz için de bir barış unsurudur; Suriye için de. Dolayısıyla şu anda olan olayların ve gelişmelerin ben iyi yönde ilerlediğini, genel itibariyle değerlendiriyorum. Tabii bazı örgütsel propaganda faaliyetleri var. Bunların çok fazla kale alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu, Suriye'nin geneline, bütün Kürtlere, Araplara hitap eden bir çağrı değil esas itibariyle. Burada inşallah önümüzdeki günlerde daha iyi adımların atılacağını düşünüyorum.
'Kendimiz için ne istiyorsak, karşımızdaki için de aynısını istiyoruz'
Türkiye, Cumhurbaşkanımızın yıllardır takip ettiği tecrübeli dış politika sayesinde hem kendi bölgesindeki yapıcı rolünü oynuyor hem de küresel güçlerle belli bir denge politikası götürüyor. Bunu yaparken tabii biz Türkiye'nin menfaatini esas merkeze alıyoruz ama her zaman için ahlakımız olan kazan-kazan politikasıdır. Kendimiz için ne istiyorsak, karşımızdaki için de aynısını istiyoruz; usulünü de devam ettiriyoruz. Zaten bu usul ve ahlaktır ki karşımızdakileri bize güven duymaya, bizimle beraber açıkçası çalışmaya iten bir husus. Dolayısıyla şu anda sizin söylediğiniz gibi çok dinamik bir ortam var ve şartlar sürekli değişiyor. İki gün önce Grönland'la ilgili bir askerî opsiyon durumu vardı. Dün itibariyle Sayın Trump'ın konuşmasından sonra 'askerî opsiyon olmayacak' dedi; müzakereye dönecek. Altı ay sonra neye dönecek? Onu bilmiyoruz. Müzakere nasıl evrilecek, onu bilmiyoruz. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın durması ve dolayısıyla Avrupa-Rusya arasındaki barışın sağlanması konusunda sona gelmiş hususlar var. Bu olursa bölge ve dünya başka bir şekil alacak. Olmazsa başka bir şekil alacak. Şimdi bütün bunların hepsi dikkate alınması gereken hususlar. Bunlar iyi dikkate alınmazsa sizi istikrarsızlığa iter. Ama iyi hesaplarsak buradan zarar görmeden yolunuza devam edersiniz.
'Ülkemizin menfaatini korumaya devam edeceğiz'
Biz hem yapıcı katkımızı oynamaya, barış için, kalkınma için, refah için, istikrar için hem de ülkemizin menfaatini korumaya devam edeceğiz. Giderek daha çok bu fikirde olan ülkelerin bizimle iş birliği arayışı içinde olduğunu da görüyoruz. Biliyorsunuz Kanada'yla gelişen iş birliğimiz var. Dün Kore bizdeydi, daha önce cumhurbaşkanları gelmişti. Yani orta güce sahip ülkelerin dünya skalasında giderek daha fazla bir araya gelip aslında küresel süper güçlerin bıraktığı boşluklarda veya oluşturduğu belirsizliklerde ne türden adımlar atılmalı? Aynı ekonomik, siyasi ve diğer kapasitelere sahip ülkelerin bir araya gelip başta ticaret olmak üzere, finans olmak üzere bölgesel, küresel istikrarı nasıl sağlarız? Bunun üzerine çok ciddi konuşmalar ve arayışlar var. Türkiye bu noktada da gerçekten görüşleri aranan, işbirliği aranan, dostluğu aranan bir ortak; ülke, dost ve bu öyle olmaya da devam edecek.'