• Haberler
  • Siyaset
  • Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan Bu Çocuklar Niye Böyle Oldu?

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan Bu Çocuklar Niye Böyle Oldu?

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen haftalık Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.

Mahmut Arıkan: “Bu bir güvenlik zafiyeti değil, doğrudan ahlak ve maneviyat krizidir”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında yaptığı kapsamlı konuşmada, hem iç politikaya hem de dış gelişmelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Arıkan’ın gündeminde Kahramanmaraş’ta yaşanan ve çocukların hayatını kaybettiği saldırı başta olmak üzere, eğitim sistemi, adalet mekanizması, medya içerikleri ve dış politika vardı.

Çocukların hayatını kaybettiği olay üzerinden “bozuk düzen” ve “ahlaki çöküş” vurgusu yapan Arıkan, yaşananların tesadüf olmadığını belirterek, “Bu bir güvenlik zafiyeti değil, doğrudan ahlak ve maneviyat krizidir” ifadeleriyle iktidarı hedef aldı.

Okullardaki güvenlik açığından medya içeriklerine kadar geniş bir çerçevede eleştiriler yönelten Arıkan, çocukların korunamadığı bir sistemin sürdürülemez olduğunu söyledi.

"Babası KHK’lı diye ismini parantez içine aldılar"

Saldırıda yaşamını yitiren Yusuf Tarık Gül’ün isminin ilk etapta listelere dahi alınmadığını belirten Arıkan, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

"Okulda düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden Yusuf Tarık Gül'ün ismi listede yok. İtirazlar gelince parantez içine aldılar. Fotoğraflarını bile basına servis etmediler. Bakanlar cenazesine bile katılmadı Yusuf'un. Bütün bunların sebebi yavrumuzun babası KHK'lı bir polis memuruymuş."

"Hiç mi utanmadınız?"

Cenaze törenlerinde dahi siyasi bir ayrım yapıldığını savunan Arıkan, iktidar yetkililerine seslenerek sert açıklamalarda bulundu:

"Bu ülkede çocuklar için kılınan cenaze namazlarında dahi politik saflar belirlemeye hiç mi utanmadınız! Hiç mi yüzünüz kızarmadı sizin?"

23 Nisan öncesi “yas” vurgusu

Konuşmasına yaklaşan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na değinerek başlayan Arıkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 106. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Ancak bu yıl bayramın buruk bir atmosferde karşılandığını ifade eden Arıkan, çocukların hayatını kaybettiği saldırının toplumda derin bir yara açtığını söyledi.

“Çocuk bayramına evlatlarımızın yasıyla giriyoruz” diyen Arıkan, Türkiye’nin çocuklara bayram armağan eden tek ülke olmasına rağmen bugün çocuklarını koruyamayan bir düzenle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.

“Çocukları koruyamayan bir sistem sürdürülemez”

Arıkan, konuşmasının merkezine yerleştirdiği çocuk güvenliği meselesinde mevcut sistemi sert sözlerle eleştirdi. Şiddet, uyuşturucu, çeteleşme ve sosyal çürümenin çocukları doğrudan etkilediğini belirten Arıkan, bunun tesadüfi olmadığını savundu.

“Bu yaşananlar bir güvenlik açığının ötesinde, doğrudan bir ahlak ve maneviyat krizidir” ifadelerini kullanan Arıkan, iktidarın yıllardır ahlaki ve toplumsal değerleri geri plana ittiğini öne sürdü.

Toplumsal yapının dönüşümüne dikkat çeken Arıkan, şu değerlendirmelerde bulundu:

Şiddetin medya aracılığıyla normalleştirildiğini
Sokakta vicdan yerine güç ve kabadayılığın öne çıktığını
Aile yapısının zayıflatıldığını
Paylaşma yerine tüketim kültürünün teşvik edildiğini

Bu ortamda yetişen çocukların suça yönelmesinin kaçınılmaz hale geldiğini söyledi.

“Bu mesele polisiye tedbirlerle çözülemez”

Okullardaki güvenlik tartışmalarına da değinen Arıkan, çözümün yalnızca güvenlik önlemleriyle sağlanamayacağını belirtti. “Her öğrencinin başına bir polis koysanız bile bu sorunu çözemezsiniz” diyen Arıkan, sorunun kökeninin sistemsel olduğunu savundu.

Eğitim sistemindeki eksikliklere dikkat çeken Arıkan, rehber öğretmen yetersizliğini ve güvenlik bütçelerinin düşüklüğünü “en büyük güvenlik açığı” olarak nitelendirdi.

İçişleri Bakanlığı’nın 2025 tarihli suç raporuna da atıf yapan Arıkan, çocukların karıştığı suç oranlarındaki ciddi artışın yaşanan olayların habercisi olduğunu ifade etti.

“Siyaset üstü diyerek sorumluluktan kaçamazsınız”

İktidarın olayları “siyaset üstü” olarak nitelendirmesine de tepki gösteren Arıkan, bu yaklaşımın sorunların üzerini örtmek anlamına geldiğini söyledi.

“Bu mesele siyaset üstüdür ama ‘siyaset üstü’ diyerek sorumluluktan kaçamazsınız” diyen Arıkan, muhalefetin bu konuyu gündeme getirmesinin “siyaset yapmak değil, hesap sormak” olduğunu vurguladı.

Medya içerikleri ve “ahlaki çöküş” eleştirisi

Arıkan, konuşmasında medya ve televizyon içeriklerine geniş yer ayırdı. Şiddet ve yozlaşmanın ekranlar aracılığıyla topluma yayıldığını savunan Arıkan, bazı popüler dizilerin ve programların aile yapısını zedelediğini ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı’nın medya içeriklerine yönelik eleştirilerini hatırlatan Arıkan, çözüm için doğrudan yetki kullanılması gerektiğini belirterek, RTÜK üzerinden denetim çağrısı yaptı.

“Toplumlar dizilerle değil, adaletle ayağa kalkar” ifadeleriyle medya etkisinin sınırlarına dikkat çekti.

Adalet sistemi ve toplumsal güven krizi

Konuşmasının önemli bölümlerinden birini adalet sistemi eleştirilerine ayıran Arıkan, Türkiye’de ciddi bir güven bunalımı yaşandığını dile getirdi. Çeşitli olaylarda ailelerin yıllardır adalet aradığını hatırlatan Arıkan, bu durumun toplumda derin yaralar açtığını söyledi.

Ayrıca işçi eylemlerine de değinen Arıkan, protesto eden madencilerin gözaltına alınmasını eleştirerek, emeğin sahipsiz bırakıldığını ifade etti.

Dış politikada sert çıkış

Arıkan’ın gündeminde dış politika da vardı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamalarına sert tepki gösteren Arıkan, Türkiye’nin bağımsız duruşunun korunması gerektiğini söyledi.

Bölgenin “güce saygı duyduğu” yönündeki ifadeleri eleştiren Arıkan, Türkiye’nin tarihsel olarak adalet ve bağımsızlık temelinde hareket ettiğini vurguladı.

5G ve altyapı eleştirisi

Konuşmasının dikkat çeken başlıklarından biri de teknoloji ve altyapı oldu. İktidarın 5G lansmanlarına değinen Arıkan, büyük organizasyonlarda iletişim altyapısının yetersiz kaldığını savundu.

Kalabalık ortamlarda iletişim sorunlarının devam ettiğini belirten Arıkan, “Reklam değil, çalışan altyapı lazım” diyerek eleştirilerini sürdürdü.

“Çözüm: Ahlak ve liyakat”

Konuşmasının sonunda çözüm önerilerini sıralayan Arıkan, Türkiye’nin en büyük ihtiyacının “ahlaklı ve liyakatli kadrolar” olduğunu söyledi.

Toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulunan Arıkan, “vicdan, adalet ve barış” temelinde yeni bir anlayışın inşa edilmesi gerektiğini belirtti.

Saadet Partisi lideri, konuşmasını birlik ve değişim çağrısıyla tamamladı.

Bakmadan Geçme